Digital Age’in yeni podcast programı İndirilenler Klasörü’nün dördüncü bölümünde dünyanın en büyük teknoloji fuarı olarak lanse edilen Consumer Electronics Show (CES) 2023’te görücüye çıkan gözlüksüz 3D teknolojisini, katlanabilir ve kablosuz TV’leri, anlık olarak renk değiştirilebilen otomobilleri ve finalde ise gün içinde attığınız adımların karşılığında bağış yapabildiğiniz HelpSteps uygulamasını değerlendirdik.
Hazırlayanlar: Uğur Mutlu ve Erdem Akın Temel
İndirilenler Klasörü’nün ikinci bölümünü Spotify ve Apple Podcasts‘ten dinleyebilir; podcast’i Instagram (@indirilenlerklasorupodcast) üzerinden takip edebilirsiniz.
Uğur Mutlu: Herkese merhaba, İndirilenler Klasörü’nün dördüncü bölümünde tekrar birlikteyiz. Daha önce bahsettiğimiz gibi geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Consumer Electronics Show, yani CES 2023 için özel olarak hazırladığımız bölümle karşınızdayız. Fuarın öne çıkan başlıklarını değerlendireceğimiz bölümde sizlerle olmaktan yine mutluluk duyuyoruz. Gerçekten kelimenin tam anlamıyla renkli gelişmeler var.
Ben Uğur Mutlu, önceki bölümlerde de değindiğim üzere Kapital Medya’da sosyal medya yönetimi alanında görev yapıyorum. Benimle birlikte Erdem Akın Temel var; kendisi teknoloji editörlüğü ve MediaCat dergisinin ek yayınlar editörlüğünü yapıyor. Nasılsın Erdem?
Erdem Akın Temel: İyidir Uğur, sen nasılsın?
Uğur Mutlu: Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Erdem, Las Vegas’ta düzenlenen CES 2023’te tahmin edileceği üzere en çok konuşulan konulardan biri metaverse’tü. AR/VR teknolojilerinin daha kullanışlı olacağı düşünülen son teknoloji televizyonlar, gözlüksüz 3D teknolojileri, tam otomatik çim biçme makineleri, araç içi kameralar, akıllı kilitler ve çok daha fazlasının tanıtıldığı fuarla ilgili programımıza dilersen ilk önce televizyonlardan bahsederek başlayalım.
LG’nin tasarladığı dünyanın ilk wireless özellikli OLED televizyonu CES 2023’te tanıtıldı. 97 inçlik ekran genişliğine sahip olan ürüne ek olarak LG, ayrıca OLED evo isimli transparan televizyonunu da tanıttı. Brelyon firmasının tanıttığı gözlüksüz ve VR başlıksız televizyon ise fuarın en dikkat çeken ürünlerinden biriydi. Bu teknolojik gelişmeler, ekstra ekipmanların seyreltiliyor oluşu kaçınılmaz olarak akla metaverse evrenine geçiş sürecimizi getiriyor. Bilmiyorum sen ne düşünüyorsun Erdem. Televizyon teknolojisindeki bu yeni gelişmelere dair neler söylemek istersin?
Erdem Akın Temel: Açıkçası televizyonlarla ilgili bazı gelişmeler bana da biraz metaverse’ü hatırlatıyor. Özellikle de çerçevesiz, gözlüksüz 3D televizyonlar metaverse için gerçekten çok önemli olacaktır diye düşünüyorum. Ama onun dışında bazı bahsedeceğimiz televizyonlar ilerleyen dönemde bizim hayatımıza da girebilir ve bunun aslında metaverse’le çok alakalı olmasına gerek yok.
İlk olarak wireless televizyondan, yani kablosuz televizyondan bahsetmek istiyorum. LG’nin Signature OLED M adlı bir televizyonu var; CES’te tanıttılar bu televizyonu. The Verge, televizyonla ilgili haberinde Signature serisinin hep bir özellikle ön plana çıktığını ve LG’nin aslında üzerinde en çok çalıştığı televizyon serisi olduğunu söylüyor. Oradan yola çıkalım; LG’nin Signature serisinde daha önce yaptığı televizyonlardan bir tanesi çok inceydi, inceliğiyle ön plana çıkmıştı. Başka bir yıl yaptığı, tekrar yine CES’te tanıttığı bir televizyon, televizyon ünitesinin içine katlanarak giren, hatta aşağı doğru indikçe rulo halini alan bir televizyondu. Şimdi de kablosuz televizyonla CES katılımcılarının karşısına çıktılar.
Bu kablosuz televizyon şöyle çalışıyor: Televizyonlarımızdaki receiver’ları düşünelim, buna benzer bir receiver var ve televizyonun, ekranın yaklaşık 9 metre kadar uzağına götürülebiliyor. Oraya koyduktan sonra üzerinde bir anten var, anteni televizyona çeviriyorsunuz ve arkasından 120Hz 4K çözünürlükte görüntü alabiliyorsunuz televizyon ekranından. LG tabii ki bu televizyonun internete bağlanabileceğini, normal televizyon yayınlarının izlenebileceğini, aynı zamanda oyun oynanabileceğini söylüyor. Oyun konusunda bazı endişeleri olan insanlar var; yani kablosuz teknoloji aslında o kadar hızlı olmayabilir, bazen gecikme yaşanabilir ve bu da oyun kalitesini etkileyebilir diyenler var. Ama hani genel olarak baktığımızda kablosuz bir televizyon ve hâlâ belki de geliştirmeye çok açık bir televizyon, çok güzel de görünüyor. Televizyona kablosuz derken, aslında receiver’ın kabloları var ve bu receiver’a takılacak oyun konsolu gibi aletlerin kabloları var. Ekranın kendi güç kablosu var; yani tam olarak kablosuz değil ama yine de çok büyük bir gelişme.
Gerçi CES’te şöyle bir televizyon tanıtıldı: Displace adlı bir televizyon vardı, bu televizyon tamamıyla kablosuzdu. Bu da bir cep telefonu mantığıyla çalışıyordu. Şöyle düşünebiliriz; eski Nokia cep telefonlarımızda, Samsung cep telefonlarımızda bataryalar hep değiştirilebilirdi. Onun gibi düşünebiliriz; televizyonun kenarından bataryasını taktığınızı düşünün, böyle bir kablosuz televizyon modeli var, onu da tanıttılar.
Ben birazcık daha LG’den bahsetmek istiyorum. Önce şunu söyleyeyim; LG 10 yıldır OLED televizyon üretiyor ve bu kablosuz televizyonu bu serinin çok önemli bir noktasında görüyor. Ama LG’nin başka tanıttığı bir televizyon modeli var ki o da bayağı dikkat çekici. LG kablosuz televizyon yanında bir de transparan televizyon tanıttı. Transparan derken bayağı bildiğiniz televizyona bakarken arkasında ne olduğunu görüyorsunuz. Hatta CES’te televizyonun arkasına elini sokup elini sallayan ve ön taraftan eline bakan insanlar vardı, videolarda falan görülebiliyor.
Bunun dışında Samsung ve yine LG, MicroLED teknolojisini tanıttılar. MicroLED şu: Normal LED televizyonlarda olan LED modüllerinin çok çok daha küçültülmüş halinin ekrana sığdırılması. Samsung’un iddiası şu: Ürettikleri MicroLED televizyonların aslında küçük modüllerden oluştuğunu (küçük kareler gibi düşünün), çözünürlükten bağımsız, çerçevesiz, istenildiği kadar büyütülebilen televizyonlar yapılabileceğini söylüyor Samsung. Bu da oldukça ilginç. Sanıyorum televizyonlarla ilgili kısmı birazcık böyle özetleyebiliriz. Gerçi senin şimdi başka şeyler aktaracağını biliyorum, o yüzden sözü sana bırakıyorum.
Uğur Mutlu: Evet Erdem, CES’teki televizyon gelişmelerinden bahsederken aslında seninle biraz da Avrupa Birliği’nin bu televizyonlara karşı tutumundan da bahsetmek isterim dinleyicilerimizin huzurunda. Sen aslında bununla ilgili bir haber de yapmıştın; Avrupa Birliği 8K ve bazı OLED TV’leri yasaklamak istiyor ve kanun bildiğim kadarıyla 1 Mart 2023’te yürürlüğe giriyor. Bir yandan CES’te Samsung ve LG gibi önde gelen markalar az önce senin de bahsettiğin gibi üst düzey kalitedeki ve görsel spektaküler televizyonlarını tanıtmaya devam ederken, AB bu tarz televizyonların yüksek enerji tüketimleri nedeniyle kullanılmasına katı bir şekilde karşı diyebilir miyiz?
Erdem Akın Temel: Avrupa Birliği’nin bu tür televizyonların üretimine karşı olduğunu düşünmüyorum ama birazcık regülasyonları sıkıntılı. Neden dersen; Avrupa Birliği “Energy Efficiency Index” (Enerji Verimliliği Endeksi) diye bir çalışma yapmıştı. Enerji verimliliğine bakan bir çalışma bu ve 2012 ile 2017 yılları arasında üretilen televizyonları incelemişti. Buna göre de bir çıta belirlenmişti; yani enerji verimliliği konusunda belirli bir puanlama var, buna göre bir çalışma yapıldı. Bu çalışma bazı televizyonların üretimden kalkmasına yol açacak. Şimdi bu konuşuluyor.
Mesela 8K televizyonların satışı duracak, bazı 4K QLED televizyonlar satılmayacak. Sebebi de enerjide verimli olmamaları; yani bir hayli enerji tüketmeleri. Şu anda konuşulan şu: Avrupa Birliği’nin regülasyonlarına göre üretilecek televizyonların diğer pazarları etkileyeceği. Yani şirketlerin yeni bir üretim bandı kurup farklı televizyonlar üretmek yerine (yani işte Amerika pazarı ve Asya pazarı için farklı televizyonlar üretmek yerine) aynı üretim bantlarından çıkaracakları televizyonları Amerika’ya ve Asya’ya satabilecekleri, hatta dünyanın diğer bölgelerine satabilecekleri konuşuluyor. Bu da yakın zamanda 8K televizyonların piyasadan kalkmasına yol açabilir deniyor. Tabii şu da var; Avrupa Birliği regülasyonlarını yenileyebilir ve bu çıtayı yukarı çıkarabilir, böylece bu sorunlar ortadan kalkar ya da daha verimli televizyonlar üretilebilir.
Uğur Mutlu: Erdem, CES 2023’teki televizyonlarla ilgili sohbetimizi sonlandırırken yine gözlüksüz 3D ile yapay gerçeklikle bütünleşme sürecini destekleyecek olan farklı bir üründen de bahsetmek istiyorum. ASUS da tıpkı az önce televizyonlarda bahsettiğimiz gibi gözlüksüz 3D teknolojiye sahip yeni laptopunu CES 2023’te tanıttı. Göz takip teknolojisinden ve çift dışbükey lensten faydalanan Asus’un yeni laptopu gözlüksüz bir 3D OLED teknoloji vaat ediyor. Asus’un “Spatial Vision” yani uzamsal görüş olarak adlandırdığı bu teknolojinin kullanıcılara gözlüksüz olarak 3D video ve filmleri izleme, 3D model görselleştirme ve 3D içerik oluşturma gibi olanaklar sunduğundan bahsedebiliriz. Üstelik ASUS, CES’te yeni teknolojisini tanıtırken bunu ultra lüks modellerle sınırlı tutmadı. ASUS’un önümüzdeki yıllarda gözlüksüz 3D teknoloji için erişilebilir bir fiyat politikası uygulayacağı konuşuluyor. Örneğin bu teknolojiye sahip Vivobook Pro adlı modelin 2000 dolardan daha aşağıda bir fiyat skalasında bile olabileceğinden bahsediliyor. CES’teki laptop gelişmeleriyle ilgili yorumların olur mu Erdem?
Erdem Akın Temel: Uğur aslında benim dikkatimi çeken başka bir laptop modeli var, yine ASUS tarafından üretilmiş bir model: ASUS ProArt Studiobook 16. 16 inçlik bir ekranı var ve gözlüksüz 3D görüntü verebiliyor. Bunu nasıl yapıyor? Bunu lenticular lens, senin de biraz önce bahsettiğin çift dışbükey lens -bu ekrandaki bir teknoloji- ve göz takibiyle yapıyor. Göz takibi kısmı tamamen iki tane sensör gözleri takip ediyor ve insan kafasını oynattığında, gözlerini oynattığında ona göre görüntü veriyor ekran.
Lenticular lens bana neyi hatırlattı, oradan birazcık devam etmek istiyorum; çünkü bunları teker teker anlatmanın bir anlamı yok, çok teknik işler. Lenticular lens bana Pokemon tasoları hatırlattı. Bilmiyorum hani benimle yaşıt, benden büyük kimler vardır, kimler hatırlıyordur bunu; Pokemon TV taso diye bir şey vardı ve oynattığımızda bir Pokemon’un farklı hallerini görüyorduk. Mesela Charmander görüp biraz oynatınca Charmeleon, biraz oynatınca Charizard’ı görüyorduk. Birazcık bana bunu hatırlattı ki o da zaten “lenticular printing” diye bir teknolojiyle gelen bir şey.
Göz takibi; önce şöyle anladım: Gözlere farklı görüntü veriliyormuş gibi anladım. İlk olarak şaşı bak şaşır fotoğraflar gözümün önüne geldi. Arkasından bunun böyle olmadığını, biraz önce söylediğim gibi sensörlerin gözleri takip ettiğini ve ona göre bir görüntü verdiğini gördüm, videolarda bunu böyle anlatıyorlardı. Bana bunları çağrıştırdı aslında bu laptop. Çok da güzel görünüyor ama tabii biz bunları ne zaman kullanabiliriz, ne zaman son kullanıcıya ulaşır, bu da meçhul.
Uğur Mutlu: Teşekkürler Erdem. CES 2023’e damga vuran markalardan biri de Sony oldu diyebiliriz. PlayStation için geliştirdikleri VR2 teknolojisiyle oyun konsollarının daha interaktif ve gerçekçi olacağını açıklayan Sony, 2023 yılında PlayStation tutkunlarının yeni nesil sanal gerçeklik teknolojisiyle tanışacağını söyledi. Sony aynı zamanda “Project Leonardo” adında kullanıcıların daha uzun süre ve konforlu bir şekilde kullanacaklarını düşündükleri dairesel oyun konsolunu da tanıttı, bilmiyorum gördün mü?
Sony tarafındaki bir diğer heyecan verici gelişme ise şirketin CEO’su Kenichiro Yoshida tarafından açıklanan Honda ile birlikte geliştirdikleri Afeela marka otomobil oldu. Ön satış ve piyasaya çıkış tarihi 2025 olarak telaffuz edildi. Aracın ön bölümünde “Media Bar” olarak adlandırılan bir alan var ve Yoshida bu bölümün araç sahiplerinin birbiriyle iletişim kurması için tasarlandığının altını çizdi. Aracın içinde ve dışında çok sayıda kamera ve sensör var. Erdem, Afeela ile ilgili gelişmeleri takip etme şansın oldu mu?
Erdem Akın Temel: Uğur aslında Sony’nin otomotiv sektörüne gireceğini biliyorduk. Nereden biliyorduk? Sony, CES 2020’de Vision-S adlı bir sedan araç tanıttı. Bir elektrikli otomobil tanıttı ve bu sürprizdi, kimsenin haberi yoktu bundan ve teknoloji dünyasına bomba gibi düştü. Ardından 2022’de Vision-S 02 adlı bir SUV modeli tanıttı; yine bir elektrikli araç. Sony yavaş yavaş otomotiv sektörüne doğru gidiyordu. 2023’te yaptığı da aslında Honda ile işbirliğini açıklamak ve yeni markasını açıklamak oldu. Afeela, Honda ile birlikte yaptığı Sony Honda Mobility’nin markası.
Bu gelişme bana Apple’ın otomotiv sektöründeki bazı çalışmalarını hatırlatıyor. Neden dersen; Apple Başkan Yardımcılarından Jeff Williams 2015’te Apple’ın mobil cihazlardan başka, bilgisayarlardan başka hangi sektöre girebileceğiyle ilgili bir soruya “The car is the ultimate mobile device” demişti. Yani araba en üst düzey, nihai mobil cihazdır demişti. Ve Apple’ın da şu anda bir araba üretmek için çalışmalarını sürdürdüğünü biliyoruz. Sony de bir nevi Apple’ın izinden gidiyor; hangisi daha önce çalışmaya başladı onu bilmiyoruz tabii. Biraz önce senin de söylediğin gibi Sony, Afeela markası altında üretilecek ve satılacak aracın 2025 yılında ön siparişlerinin açılacağını, aynı yıl içerisinde satışlarının da başlayacağını belirtti. İlk olarak Kuzey Amerika’da satılacak, 2026’nın bahar aylarında teslimatların başlaması düşünülüyor.
Sen de belirttin; arabanın ön ızgarasında bir ekran var ve bu ekranda bazı bilgiler okunabilecek. Yani ne kadar önemli bir özellik, onu düşünüyorum. Bu arabayı gördüğüm günden beri bunu düşünüyorum açıkçası. Yani şarj bilgisini almak tamam ama onun dışında lansman sırasında Örümcek Adam (Spider-Man: No Way Home) filminin bir görseli falan vardı. Hani bunlar ne kadar gerekli, ben birazcık buradayım açıkçası. Onun dışında Sony’nin şöyle bir avantajı var, onu da eklemek istiyorum: Yakın zamanda bildiğimiz gibi Tesla, Valve ile bir işbirliğine gitmişti ve Steam oyunlarının Tesla araçlarda oynanabilmesi mümkün kılınmıştı. Sony, hem film hem oyun konusunda (ki PlayStation, biraz önce değindin) sektör lideri olduğundan dolayı Sony bu aracı tamamen bir deneyim merkezi halinde tasarlayabilir. Aynı zamanda Qualcomm (Snapdragon işlemcilerden biliyoruz, hepimizin cep telefonunda artık neredeyse Snapdragon işlemci var) ve Epic Games (oyunlarıyla bildiğimiz Epic Games) bu yolculuğun bir parçası; Sony ve Honda ile birlikte çalışacak şirketler arasında. Aslında CES’te tanıtılan otomobillerle ilgili konuşulacak çok şey var, sanıyorum sen de böyle devam edeceksin.
Uğur Mutlu: Evet Erdem, otomobillerden bahsederken BMW’nin “i Vision Dee” isimli renkleri tamamen değiştirilebilen arabası da fuar katılımcılarının ilgi odağı oldu ve şahsen benim de çok ilgimi çekti. Kaportasının haricinde jantlarına kadar rengi değiştirilebilen, ışık oyunlarıyla disko topu gibi ortalıkta dolaşan bir araçtan bahsediyorum. Kontrolü de mobil uygulama ile yapılabiliyor. Bu arada belki de başta söyleyeceğimi sonda söyleyeyim; aracın model ismindeki Dee, “Digital Emotional Experience” yani dijital duygusal deneyim anlamına geliyor. Tanıtımlarda da gördüğümüz üzere araç sahibiyle duygusal olarak etkileşime girerek yanıtlar veriyor; araç işlevinin yanında dijital bir arkadaş olmaya gayret ediyor. Neler söylemek istersin Erdem, BMW i Vision Dee ve arabalarımızla kurmamız istenen bu dijital etkileşimler anlamında?
Erdem Akın Temel: Uğur açıkçası biraz önce Sony’den bahsederken yaptığım gibi birazcık geri gitmek istiyorum, geçtiğimiz yıla gitmek istiyorum. Çünkü BMW geçtiğimiz yıl yine CES’te başka bir araç tanıtmıştı. BMW’nin şu an yollarda olan iX adlı bir modeli var; bu iX elektrikli bir araç. Geçtiğimiz yıl CES’te tanıttığı aracın adı da iX Flow’du. Ve bu araç siyah, beyaz ve gri renkler arasında rengini değiştirebiliyordu. Ve bunu parçalı olarak da yapabiliyordu; yani aracın bir kısmında gri, bir kısmında siyah, bir kısmında beyaz ya da işte bu geçişleri, gölgeleri verebilmek mümkündü. Aracın özelliği şuydu: Üzerindeki kaplama tamamıyla Kindle ve Kobo ya da işte başka aklımıza gelen e-kitap okuyucuların ekranıyla, yani E-ink teknolojisiyle kaplıydı. BMW bu aracın üzerinde yaptığı çalışmayla bu yıl bambaşka bir araç yarattı. Sekiz aylık bir çalışma olmuş ve rengi tamamen değiştirilebilen bir araca imza atmış.
i Vision Dee, dediğin gibi sahibiyle, sürücüsüyle duygusal bir bağ kurabilen bir araç. Avatar yansıtabiliyor, içinde projektör var, farklı AR/VR teknolojisinden faydalanıyor vesaire vesaire. Tabii bunlar konsept; bu araç gerçekten üretilip trafiğe çıkarsa bu özellikleri görmeyeceğiz. Ama onun dışında benim için burada ilginç olan başka bir nokta daha var: E-ink teknolojisinden bahsetmiştim, özellikle iX Flow üzerinde. i Vision Dee’nin önemli tarafı şu: Üzerindeki kaplama dört farklı rengi gösterebiliyor. Bu renkler nedir dersen; yani mavi, pembe, sarı ve siyah (CMYK). Bunu tasarımcılar çok iyi bilirler ya da herhangi bir baskı işiyle, matbaa işiyle uğraşanlar çok iyi bilirler; çünkü gazeteler, dergiler bu şekilde basılır. Üst üste bu renkleri getirdiğinizde diğer renkleri elde edersiniz. BMW bu aracın kaplamasının dört rengi gösterebildiğini ve bu şekilde 32 rengin elde edilebildiğini söylüyor.
Bu arada CES’te bir başka araç daha tanıtıldı, o da ilginçti: Volkswagen ID.7 isminde bir aracın tanıtımı yapıldı. Bu da elektrikli bir araç, bir sedan araç. Arteon ya da Passat’ın yerini alacak. Önce Arteon’la ilgili haberler okumuştum, arkasından Passat’la ilgili haberler gördüm, şimdilik bu konuya çok girmek istemiyorum. Bu aracın da şöyle bir özelliği var: Üzerinde 40 kat boya var, bu boyanın arasında bir elektrik akımı var ve boyanın içindeki fosforu elektrikle aydınlatabiliyorlar. Araba ne renge boyanmış olursa olsun, istediğiniz kısmının elektrik vererek bir anda parlamasını sağlayabiliyorsunuz. Böyle parlak araçları ileride daha fazla göreceğiz gibi geliyor bana ya da rengini değiştirebileceğimiz araçları diyorum ve sözü sana bırakıyorum.
Uğur Mutlu: Çok teşekkürler Erdem. CES 2023’te senin de geçmiş bölümde bahsettiğin üzere idrar testi ve analizi konusu da CES’in en çok konuşulanlarından oldu. Withings firmasının geliştirdiği U-Scan adlı ürün rahatlıkla klozete yerleştirilebiliyor ve son idrara çıkışınızdan oldukça kısa bir süre sonra telefonunuza Withings uygulamasından bildirim geliyor. Tanıtımında da bahsedildiği üzere U-Scan; idrarınızın asitlik düzeyini (pH seviyesini) ve C vitamini, su gibi ihtiyaçlarınızın ne seviyede olduğunu gösteriyor. Klozete yerleştirdiğiniz bu ufak ve sade görünümlü cihazın batarya ömrü ise 3 ay kadar. Neler söylemek istersin bu konuda Erdem?
Erdem Akın Temel: İdrar testi meselesi bir hayli ilginç; çünkü hepimiz hastaneye gittiğimizde bir şekilde doktorlar bizden bu tahlili istiyorlar. Bunu evde yapabilmek nasıl olur, bunu gerçekten düşünemiyorum. Ama bir taraftan da artık sağlığımızla ilgili bilgileri cep telefonlarımızdan (yani akıllı telefonlarımızdan ve akıllı saatlerimizden) aldığımızı düşündüğümüzde hani bunlarla belki yaygınlaşabilir hissiyatına kapılıyorum.
İlginç olan şu: Biomarker teknolojisiyle çalışıyor bu Withings’in ürettiği cihaz, U-Scan. Bu biomarker’larla senin de biraz önce bahsettiğin gibi idrardan vücudun su ihtiyacını, idrarın pH derecesini, onun dışında bilmiyorum bazı yerlerde gördüm sen gördün mü bilmem, protein ölçümünü, vitamin ölçümünü yapabilen bir cihaz. Ovülasyon dönemini gösterebiliyor mesela, bu çok ilginç. Bu ürünü gördüğümde aklıma gelen başka bir ürün vardı, onu anlatmak istemiştim, o yüzden değinmek istemiştim. ODTÜ’de Teknokent’te bir cihaz görmüştüm ve bu bir pisuvardı. Farklı bir pisuar görmüştüm; elektronik, teknolojik bir pisuvar. Türkiye’de üretilen bir cihaz, Ankara’da galiba şirket; UrineMatic olması lazım ismi, yanlış hatırlamıyorsam. 10 parametreli idrar tahlili yapabiliyor. Aslında teknoloji çok uzun yıllardır düşünülen bir teknoloji ve tabii ki bunun CES’te gördüğümüz versiyonu çok daha kolay taşınabilir, klozete takılabilir bir versiyon. Bu ürün de benim şöyle dikkatimi çekmişti: İdrarda protein çıkması böbreğin görevini tam olarak yerine getirmediği anlamına geliyor, bunu biliyorum. Böyle tahliller için aslında çok önemli olduğunu ve her yerde kullanılabileceğini düşünmüştüm o zaman. Bundan 3 yıl öncesinden bahsediyorum. Şimdi U-Scan’i tekrar görünce aslında bu idrar testi meselesinin çok çok daha ileri gideceği gibi bir düşünceye kapıldım.
Uğur Mutlu: Evet, gerçekten senin de bahsettiğin üzere idrar konusu birçok analizde önemli. Bölümümüzün sonuna doğru gelirken bu bölümdeki bölüm sonu app’imiz olan Help Steps’ten bahsetmek isteriz. Hem Android hem de iOS cihazlarda kullanılabilen Help Steps uygulaması, Android cihazlarda Google Fit, iOS cihazlarda ise Sağlık uygulamasının verilerini kullanarak çalışıyor. Çok kısa bir giriş yapmak gerekirse; attığınız adımları bağışa dönüştürüyor diyebiliriz. Uygulamaya girerek adımlarınızı HS’ye, yani Help Steps’e dönüştürüyorsunuz. Bu dönüştürme esnasında da uygulama size kısa bir reklam videosu izletiyor. Attığınız adımlarla STK’lara, derneklere veyahut desteklediğiniz spor kulüplerine maddi anlamda destek olabiliyorsunuz. Erdem, klasik sorumu soruyorum: Help Steps’i daha önce kullandın mı? Kullandıysan bahsetmek ister misin?
Erdem Akın Temel: Açıkçası Help Steps’i daha önce kullanmadım ama hakkında haber yazdım, bana çok ilginç gelen bir uygulama. Eskisi kadar çok yürümüyorum, hayatım çok daha küçük bir eksende geçiyor o yüzden kullanmıyorum aslında. Çok önemli bir katkı yapabileceğimi düşünmüyorum. Onun dışında şunu söylemem lazım: Help Steps Türkiye’de geliştirilen bir uygulama, bu çok önemli. Bir konsept olarak Türkiye’de geliştirilip uygulanıp pek çok derneğe, spor kulübüne destek sağlanması çok önemli. Sen aslında bütün süreçlerden ve nerelere bağış yapılabileceğinden, nerelere destek verilebileceğinden bahsettin. Ben de bazı kulüp isimlerinden bahsedeyim, bu programa dahil olan bazı derneklerden bahsedeyim istiyorum. Senin baskılarına boyun eğmeyeceğim ve önce Beşiktaş’ı söylemeyeceğim çünkü ben Fenerbahçe’yi tutuyorum, o yüzden Fenerbahçe’den başlayacağım. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor, Darüşşafaka gibi spor kulüpleri; Ahbap Derneği, Türkiye Down Sendromu Derneği, SMA Derneği, TEMA, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Dilsiz Dostlar Derneği gibi derneklere ve bireysel yararlanıcılara destek verilebiliyor bu uygulama üzerinden. O yüzden aslında çok yürüyorsanız bu uygulamayı kullanıp insanlara, derneklere ve spor kulüplerine destek olabilirsiniz diyeyim.
Uğur Mutlu: Evet Erdem, söylediklerine ek olarak uygulamada belki de senin gibi az yürüdüğünü düşünen veya gerçekten az yürüyenler için “adım aktarma” özelliğinin de olduğunu söyleyebilirim Help Steps uygulamasının. Yani ben daha fazla yürüyüp sana adımlarımı aktarabiliyorum ve sen de içinden geldiği gibi bu adımları bağışa dönüştürebiliyorsun. Benim gibi gün içinde çok adım atan, uzun süre oturmayı sevmeyen insanlar böylelikle bu hayır adımlarını arkadaşlarıyla da paylaşabiliyor. Öte yandan kuruluşların ya da bahsettiğimiz gibi spor kulüplerinin de ne kadar bağış topladığını uygulamanın içerisinden görebiliyorsunuz.
İndirilenler Klasörü’nün dördüncü bölümü olan CES özel bölümünde bizleri dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.
Erdem Akın Temel: Hoşça kalın.
Deşifre, yapay zekâ tarafından oluşturulduğu için hatalar barındırabilir.
Comments by Erdem Akın Temel